6 Haziran 2016 Pazartesi

Nisan&Yağız Türkiye’nin en iyileri

Faruk CEYLAN
farukceylan39@gmail.com
Tribün

Nisan ve Yağız Kırklareli'nin Gururu

Tenis sporu kısa sürede başarıya ulaşmanın çok zor olduğu spor dallarının başında gelmektedir. Başarı için zaman,  iyi hocalar, iyi tesis, iyi malzeme, yüksek sayıda sporcu  gereklidir.
 Kırklareli’de Tenis sporunun ateşini yakan Selim Vatansever hoca, sınırlı imkan ve  sınırlı sayıda sporcu ile bu yola çıkmış,  yetiştirdiği sporcuları ile durmadan dinlenmeden  çalışarak katıldığı her turnuvada başarılar elde etmiş ve  Kırklareli adını tüm yurda duyurmayı başarmıştır.
Son katıldığı Turnuvadan da başarı ile dönen minik  tenisçilerimiz bir kez daha  Kırklareli’nin gururu olmayı başarmışlardır.
Başarılı sonuçlarına alıştığımız Nisan Özay ve Yağız Ensar Aydın, katıldıkları son turnuvadan dan  da şampiyonlukla dönerek, 18 Haziran’da Hırvatistan’da yapılacak olan dünyanın en prestijli turnuvasına katılma hakkını elde ettiler. Bu turnuvaya  her ülkeden  2006 doğumlu olan ve o ülkenin en iyi 2 sporcusu  katılabiliyor.
Turnuvaya Türkiye’nin en iyi 2 sporcusu olarak   Nisan Özay ve Yağız Ensar Aydın katılıyor. Üstelik  Türkiye’nin en iyi iki sporcusu; İstanbul, İzmir, Ankara gibi sınırsız maddi imkanlara, en iyi hocalara ve binlerce sporcuya sahip olan bu İllerden değil;  ikisi de  nüfus olarak da, imkan olarak da bu illerin çok gerisinde ki Kırklareli’den. Bence bu gurur bile Kırklareli’ne yeter…

Mina İpek Gönül ve Nehir Saylan’da  son turnuvada aldıkları başarılı sonuçlarla Nisan ve Yağız’ın başarılarının takipçisi olarak gelecek için büyük umut vaad ediyorlar.  Elde edilen başarılarda büyük pay sahibi olan Selim vatansever hoca ile birlikte çalışmak üzere  Kırklareli’ye atanan  tenis antrenörü Gülhan Akkaya’nın da bu başarılara büyük katkı sağlayacağı, yeni  şampiyonların yetişmesine katkı sağlaması bekleniyor.
Nisan, Yağız ve  Selim hocayı kutluyor, katılacakları uluslar arası turnuvada Kırklareli’ni  ve Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmelerini diliyorum.






ÇYDD, Sebahattin Ali Etkinlikleri için Başkan Kesimoğlu ile Emeği Geçenlere Teşekkür etti


Sınır Kent Haber-Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Kırklareli Şube Başkanı Birsen Meriç, 4 gün süren 26.Sabahattin Ali Kültür etkinliklerinde, kendilerine katkı sağlayan Belediye Başkanı Mehmet Kesimoğlu ile emeği geçenlere teşekkür etti.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Kırklareli Şube Başkanı Birsen Meriç, Geleneksel .Sabahattin Ali Kültür etkinliklerinin her yıl olduğu  bu yılda muhteşem şekilde  son bulduğunu belirterek şu açıklamada bulundu;

“26.Sabahattin Ali Kültür etkinliklerinin Barış ,sevgi ve dostluk içinde geçirdik.4 günlük bu etkinliğimizde ,bizden hiçbir desteği esirgemeyen,yanımızda olan çok değerli Belediye Başkanım Sayın Mehmet Siyam Kesimoğlu'na ,Sayın Mehmet Gider ve Adem Sevim başkan yardımcılarıma ,Taaa Ardino'dan bize destek için gelen Belediye Başkanım Resmi Murad  ve Selyahidin Karabashev'e, ,Filiz Ali'ye,Nebil Özgentürk'e,  desteklerinden dolayı Hakan Peran ve  EmineGürverÇetin Müdürlerime,sevgili Erze Keskin'e, aslında tüm Belediye Personeline,Kent Konsey'i Başkanım Sayın Seyfi Meriç'e ,Dayko Kırklareli temsilcisi Göksal Çidem'e, sunumundan ve yarattığı çevre farkındalığından dolayı Necdet Göçe', Erol Özkan'a, açtığı kültürel pencereyle,tüm Trakya ÇYDD'nin gönlünü feth eden Atilla Biçer'e,gelen tüm konuklarımıza rehberlik eden ,hep yanımızda olan Erdoğan Kantürer 'e,Eğitim Sen 'in yürekli neferi hep yanımızda olan ve çok engelimizi halleden kardeşim  İsmail Karakaya'a, Musa Bayraktar'a, Manşet Haber Sedat Evren'e, Yeni Kuşak Köy Enstitüsü Mandolin Korosu'na,Katılım sağlayan öğrencilerimize, katılan tüm konuklarımıza,halkımıza ve samimiyetle yanımızda olan yol arkadaşlarımıza,Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Kırklareli Şubesi adına sonsuz teşekkürler ediyorum..İyi ki varsınız..”


4 Haziran 2016 Cumartesi

Kaynarca Dünyaya Açılıyor


Faruk CEYLAN
farukceylan39@gmail.com
Kırklareli Günlüğü

Kaynarca Dünyaya Açılıyor
Tarihi Kaynaklara göre;  İran,  İran'ın kökenini oluşturan Pers devleti ile Türklerin kurduğu çeşitli devletlerin ilişkileri İslamiyet'in doğuşu ve yaygınlaşması ile  şekillendi. 
İran, 10. yüzyılın sonlarında Türkik ve Pers kökenli Gazne Müslüman Devleti’nin idaresine geçti. Selçukluların 1040 yılında Gaznelileri Dandanakan'da mağlup etmesinden sonra Türkler  kitleler halinde İran’a  yerleşti.  İran bu süreçte neredeyse yarı yarıya Türk nüfusa sahip bir bölge haline geldi.
 Bu sebeple Türk dili çok sayıda Farsça kelimeyi de  benimseyerek içine aldı  ve  İran kültüründen ciddi anlamda   etkilendi. Sanat, bilim ve devlet yönetimi konusunda  büyük  etkileşimler  ortaya çıktı. Türk-İran sınırı 1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin Anlaşmasıyla belirlendi.   
Bölgede 19. yüzyılda başlayan Rus tehdidi, Türkler ile İranlıları 'ortak düşmana' karşı birleştirdi.  İran Osmanlı’daki Tanzimat döneminin  getirilerini kendileri için bir model olarak benimsedi
Çeşitli kaynaklar  İran nüfusunun %20 ye yakın kısmının Türklerden oluştuğunu, halkın %40’ının Türkçe konuştuğunu belirtmektedir.

İran nüfusunun dinî yapısının %90'ını  Şii Müslümanlar,  %8'ini Sunni Müslümanlar, %2'sini  de diğer dinlere mensup insanlar oluşturuyor..
Zaman zaman siyasal ayrılıklar sebebiyle İran-Türkiye arasında uzaklaşmalar olsa da iki ülke insanın tarihte   asırlar boyunca   bir arada yaşamaları, aynı dine mensup olmaları, bir birlerinin kültüründen etkilenmeleri hiçbir zaman iki ülke arasında ki bağları geriye dönülmez biçimde kopartamamıştır.
Türklerle yüz yıllar boyunca din, kültür  ve kader birliği eden İran İslam Cumhuriyetinin  İstanbul Başkonsolos  Yardımcısı  Abbas A. Tavassoli, İran İslam Cumhuriyeti Kültür Ateşesi  Abdolreza Rashed ve  İran İslam Cumhuriyeti Protokolünden Habib Mesri ile  Kaynarca Belediye Başkanı Serdar Türker’in kendilerini Kaynarca’ya davet ettiği;  2015 yılı, Ekim ayı ortalarında Kaynarca’da  tanışmıştım. İranlı dostlarla;  Başkan Türker sayesinde  gazetecilik sıfatıyla  başlayan tanışmam,  ortak kültür ve dini birlikteliğin de avantajıyla  devam eden muhabbetimizi kısa sürede  samimi bir kimliğe büründürdü ve bu sayede   üç yeni dost edindim. Bu açık yürekli samimi insanlar, 1 Haziran Çarşamba günü Başkan Serdar Türker’le birlikte beni de İstanbul  Başkonsolosluğuna davet ettiler.
Osmanlı döneminde  Cağaloğlu’nda hayata geçen Başkonsolosluk binasının 140 yıl önceki haliyle,  orijinalliğinden hiçbir şey kaybetmeden hizmet verdiğini belirten  Habib Mesri, 140 yıl önce çekilmiş bina fotoğraflarını, o günden bu güne halen kullanılmakta olan eşyaları, Mevlana Celalettin Rumi ile ilgili doküman ve objeleri  bizlerle paylaştı.
Her yanı tarih kokan devasa  misafir salonunda devam eden  ziyaretimiz sırasında,  Kültür Ateşesi  Abdolreza Rashed;  çalışkanlığı, girişimciliği ve ürettiği projelerle Başkan Serdar Türker’e   önem verdiklerini,  Kaynarca için hazırladığı   projelere   uluslar arası destek vereceklerini, konuyu Bakanlık düzeyine taşıdıklarını söyledi. Uzun ve samimi sohbetimiz,  boğaz’da yenilen yemekle devam etti.
İran İslam Cumhuriyeti Kültür Ateşesi Abdolreza  Rashed, İstanbul Başkonsolos  Yardımcısı  Abbas A. Tavassoli ve İran İslam Cumhuriyeti Protokolünden Habib Mesri’nin  kusursuz ev sahipliğinden sonra İran’a davet edildik. Kaynarca Belediye Başkanı Serdar Türker’le önümüzde ki günlerde davete icabet ederek, Kültür Ateşesi ve Başkonsolos yardımcısı marifetiyle   İslam Cumhuriyeti  üst düzey yetkilileriyle de görüşeceğiz. 
700 bin kişilik ordusu ile Kaynarca’ya gelen, Kaynarca’da konaklayarak anıt diktiren, “Ben dünyanın hakimiysem, Kaynarca’da suyun hakimi.” Sözlerini yazdırarak hazırlattığı  kitabeyi yaptırdığı anıta asan,  Kaynarca’nın dünya tarihine mal olmasını sağlayan ve   tarihsel gelişim sebebiyle müşterek değer olan  Pers İmparatoru Dara’nın  2 bin 500 yıllık tarihini  İran İslam Cumhuriyetine taşıyan, İranlıların Ata dedesinin Kaynarca  topraklarında yaşadıklarını paylaşan Başkan Türker, gerçektende iki ülke arasında ki  dostluk ilişkisini pekiştirerek Kaynarca Beldesini sadece Kırklareli’ye, Türkiye’ye değil, dünyaya taşıması ile seçim öncesi; “Kaynarca’yı dünyaya tanıtacağım.”  Diyerek verdiği  sözü çok kısa zamanda yerine getirdi. Başkan Türker sadece verdiği sözü tutmadı,tarihe ışık tuttu. Bu ışıkla iki ülke arasında kültür ve turizm adına köprü oluşturmayı da  başardı.
 Serdar Türker,  Kaynarca suyundan elektrik elde etmek için hazırladığı projesi içinde Almanya hükümet yetkilileri  ile görüşmelere başladığını, görüşmelerinin olumlu geçtiğini ve  şimdi sırada, Kaynarca’nın elektrik ihtiyacını sudan karşılamak, elde edilecek fazla elektiriğin de satışının yapılarak Kaynarca Belediyesine devamlı gelir sağlamak olduğunu  söyledi. 
Kabına sığamayan, deyim yerindeyse bir dakika boş durmadan ulusal ve uluslar arası projeler üreterek Kırklareli’ye kazanım sağlamaya çalışan Belediye Başkanı Serdar Türker,  istihdam sağlayacak ve Kırklareli’de ki işsizliğe son verecek bir projesinin  olduğunu, bu projesi ile ilgili görüşmelerinin  olumlu şekilde devam ettiği müjdesini  verdi.  Başkan Türker hayata geçirmeyi planladığı  istihdam projesiyle de; Kırklareli’de kimsenin  işsiz kalmayacağını  iddia etti..
Nazik davetleri ve gösterdikleri misafirperverliklerinden dolayı; İran İslam Cumhuriyeti Kültür Ateşesi Abdolreza  Rashed, İstanbul Başkonsolos  Yardımcısı  Abbas A. Tavassoli ve İran İslam Cumhuriyeti Protokolünden Habib Mesri’ye teşekkür ediyor,  bir Milletvekili gibi çalışan Başkan Serdar Türker’i kutluyorum.



BAŞKAN TÜRKER, KAYNARCA’YI DÜNYAYA TANITIYOR




Kaynarca Belediye Başkanı Serdar Türker ve Yazı İşleri Müdürümüz Faruk Ceylan, İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğuna davet edildi. Konsoloslukta yapılan görüşmede Kaynarca projelerine destek sözü verildi.

BAŞKAN TÜRKER, KAYNARCA’YI DÜNYAYA TANITIYOR

İran İslam Cumhuriyeti Kültür Ateşesi Abdolreza Rashed; “Kaynarca ve Başkan Serdar Türker,  İran tarihi ve  bizim için  önem arz etmektedir. “


Sınır Kent Gazetesi Özel Haber
Kaynarca Belediye  Başkanı Serdar Türker ve Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü   Faruk Ceylan, İran İslam Cumhuriyeti İstanbul  Başkonsolosluğunun daveti üzerine;   Başkonsolos Yardımcısı  Abbas A. Tavassoli, İran İslam Cumhuriyeti Kültür Ateşesi Abdolreza Rashed ve İran İslam Cumhuriyeti Protokolünden Habib Mesri’yi ziyaret ettiler.
140 yıllık Konsolosluk binası  toplantı salonunda gerçekleşen  ziyarette, daha önce Kaynarca’ya gelerek doğal ve tarihi güzelliklerine hayran kaldıklarını belirten heyet, en kısa zamanda yeniden Kaynarca’yı ziyaret etmek istediklerini, Kaynarca Belediyesinin projelerine destek vereceklerini ifade ettiler.

Başkan Serdar Türker’in kendileri ile irtibata geçene kadar böyle bir Cennet köşeden  haberdar  olmadıklarını  belirten Tavassoli ve Rashed, İran’da da adı Kaynarca olan, soğuk ve sıcak Kaynakları ile ünlü bir Belde  olduğunu belirterek, İran’da  ki Beldenin de Kaynarca olmasının tesadüf mü? Yoksa burada ki Kaynarca ile alakalı bir tarihin varlığından mı kaynaklandığını bilmediklerini ama bu konuyu da araştıracaklarını söylediler ve iki Kaynarca’yı kardeş şehir ilan etmek istediklerini söylediler.
Başkan Serdar Türker’in kendilerini Kaynarca’da büyük bir misafirperverlikle ağırladığını belirten heyet, Ata dedeleri Pers imparatoru Dara’nın 2 bin 500 yıl önce Kaynarca’ya gelerek Kaynak başına anıt dikip, anıta bir kitabe yazdırdığını, Dara’nın  Kaynarca’ya duyduğu hayranlığı tarif ederek tarihe not düştüğünü, bunu Belediye Başkanı Serdar Türker’den öğrendiklerini belirttiler.
 İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu yetkilileri, Başkan Türker’in bilgilerini tarihsel kaynaklardan doğruladıklarını ve Kaynarca’da  olması gereken 2 bin 500 yıllık Dara kitabesinin bulunarak Kaynarca’ya geri iade edilmesi için uluslar arası girişimleri başlattıklarını belirttiler.
2 bin 500 yıl önce dedelerinin ayak bastığı, büyük hayranlık duyarak  anıt diktirip kitabe yazdırdığı Kaynarca’nın  yerinin kendileri içinde büyük önem taşıdığını belirten Başkonsolosluk yetkilileri, Atalarına ve tarihlerine sahip  çıkan, bu tarihi  gün yüzüne çıkarak yaşaması için çaba sarf eden Kaynarca Belediye Başkanı Serdar Türker’in, hem  İslam Cumhuriyeti, hem de dünya tarihi açısından  büyük önem taşıyan, 2 bin 500 yıllık   geçmişe ışık tutmasının taktire şayan bir girişim  olduğunu söylediler.
 İran İslam Cumhuriyeti Kültür Ateşesi Abdolreza Rashed; “ Akılcı ve samimi yaklaşımı ile Ata dedemiz Pers İmparatoru Darius’u  tarihin derinliklerinden çıkarıp dünya sahnesinin önüne koyan Belediye Başkanı Serdar Türker bizim için büyük önem arz etmektedir. Aynı dine ve kültüre sahip olmak ise bizleri bir birimize daha da çok yaklaştırmış ve bir kardeşlik hukukunun gerçekleşmesini sağlamıştır.
Bundan böyle Belediye Başkanı Serdar Türker’in tüm projelerine destek vereceğiz. Kendisine katkı sağlamak için çalışcağız.
Kaynarca’da tanıştığımız, haber ve makaleleri ile yaşananları kamuoyuna duyurarak, bizlere  ciddi anlamda destek  sağlayan Sınır Kent  Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Faruk Ceylan’la da kardeşliğimiz Kaynarca’da başlamış, İstanbul davetimizle pekişmiştir.
Ceylan’ın yazdığı yazılarve makaleler   arşivlerimizde  tarihsel vesika olarak yerini  almıştır.
Değerli Başkan Serdar Türker ve Gazeteci dostumuz Faruk Ceylan’a teşekkür ediyor, ülkemiz adına şükran duyuyoruz.” dedi.   
Tarih kokan  konsolosluk binasının devasa toplantı salonunda gerçekleşen samimi ve uzun süren  istişareden sonra Başkan Türker ve Yazı İşleri Müdürümüz Ceylan, İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu yetkileri  ile Boğaz’da yenen yemekten sonra Kırklareli’ye döndüler.


DARA 700 BİN KİŞİLİK CAVİDAN ORDUSU İLE 3 GÜN KAYNARCA’DA KALDI.
Eski Yunan tarihçilerinin anlattıklarına göre Pers Hükümdarı Daireus (Dara) M.Ö: 514 yılında çıktığı Sikitya seferinde İstanbul, Çatalca, Vize, Poyralı yolu üzerinden Tearos (Sunak yeri-Kaynaklar ) denilen Pınarhisar-Kaynarca arasındaki yere geldi. Tarih bunu “Onbinlerin yürüyüşü “ diye kaydeder.
M.Ö: VI.yy’da Kaynarca ve yöresinde meydana gelen tarihi olay yörenin  Eski Çağ Tarihi kapsamında oynadığı rol bakımından önemlidir. Olayın kahramanı  Pers İmparatoru  I.Darieus (Dara) Eskiçağ dünyasının süper güçlerinin başına geçtiğinde  Anadolu’da Ionia, Lydia, Kilikia ve Daskyleion bölgelerini ele geçirdi. M.Ö: 514 Pers İmparatorluğunun
Başkenti Susa’dan yola çıkarak bugünkü Romanya topraklarında yaşadığını öğrendiği atlı-göçebe bir toplum olan İskitlere karşı sefere çıktı.
İran Hükümdarı DARA Sikitya Seferine giderken 700 yüz bin kişilik Cavidan (Hiç bitmeyen, sayısı azalmayan) ordusuyla Kaynarca Kasabasının bulunduğu yerde Ergene çayının ayaklarından olan TARA suyunun ve bu günkü Kaynarca membaları adını alan suyun başında konakladı.

 BULGARLAR DARA KİTABESİNİ BULGARİSTAN’A GÖTÜRMÜŞ.
Kaynarca’nın kaynak  suları  DARA' nın çok hoşuna gitmiş, doğal güzelliklere hayran kalmıştır.  Kaynarca meydanında ki suyun başına bir anıt  diktirerek, anıtta ki kitabeye; " DARA NASIL BU DÜNYANIN HAKİMİ VE HÜKÜMDARI İSE  YENE (KAYNARCA) SULARI DA SUYUN HÜKÜMDARIDIR " ibaresini yazdırmıştır.
Balkan Harbinde Bulgarlar  Kaynarca’dan çekilirken  Dara’nın kitabesini  söküp Sofya' da ki müzelerine naklettikleri kitabenin  halen bu müzede olduğu, bir söylentiye göre de Rusya, Petersburg müzesinde olduğu iddia edilmektedir.
Yunan tarihçi Herdot’a göre  DARA Kaynarca Kasabasında üç gün kaldıktan sonra Sikitya Seferine Ordularını iki koldan göndermiş, bir kısmı Kaynarca - Kırklareli yolu ile, bir kısmı da Sazara - Koyva yolu ile gönderdiği, ordularını o zaman Kırkklise adı verilen Kırklareli'nde Hükümet kuran MASAGET Türkleri, İran Hükümdarı DARA'ya Kırklareli'nin 5 kilometresinde ve Şeytan Deresinin batısında DARA'nın askerleriyle harb etmiştir.


Kaynarca Kasabası Miladın 46'ncı senesinde Trakya illeri ile beraber Roma' lıların eline geçmiştir. Milattan 1357 yıl sonra Murat Hüdavendigar tarafından fethedilerek Osmanlıların eline geçmiştir.
14ncü asırda Türklerin eline geçen Kaynarca Kasabasında yerleşen Türklere YEN Türkleri denilmiştir. Kasabanın ismi 1920 yılına kadar YENE olarak anılmış bu tarihten sonra kaynayan memba sularının çok olması nedeni ile KAYNARCA adı verilmiştir.

26 Mayıs 2016 Perşembe

KENDİM ETTİM KENDİM BULDUM

DOĞRUCU DAVUT

Neşet Ertaş’ın meşhur türküsünü bugünkü köşe yazıma başlık yaptım. Biz Trakyalılar bilhassa Kırklarelililer AKP iktidar olsun, ülkeyi yönetsin diye çoğunlukla oy vermedik ama genelde aldıkları oyla 14 senedir başımızdalar. Ülke durumundan bahsetmeyeceğim sizler her gün TV ve gazetelerden takip ediyorsunuz. Ben yerelde neden Trakyalının AKP’ye oy vermediğini  anlatmaya çalışacağım.
   Yerli halk evladı fatihan olduğu ve geçmişinde Avrupa yaşanmışlığı  bulunduğundan düşünceleri farklıdır.
Balkanlarda Türkler baskıya maruz kalıp katledilmeye başlanıldığında geldikleri yere, yâni buralara göç etmişlerdir. Göç ederken yüz yıllardır tesiri altında kaldıkları medeniyet ve kültürden etkilenmiş olarak gelmişlerdir. Son zamanlarda azınlıkta kalıp mezalime uğradıkları için, hürriyet, adalet hak hukuk gibi kavramlar oralarda kalmadığından,  Anayurda adeta sürgün edilerek göç etme mecburiyetinde kalmışlardır.
Balkanlardan buralara göç eden atalarımız bu medeni kavramları bilerek gelmiş ve yaşamlarında  medeni kurallara uymuşlardır. Dindeki laik uygulamalara alışmış laikliği benimsemiş Trakya halkı, zorlama ve tehditler ile yaşamlarını değiştirmek istenilmesine oyları ile karşı durmuşlar bu sebeplerden dolayı AKP’ye oy vermemişler ve vermemeye de devam etmektedirler.
   Osmanlı’nın Balkanları fethedip Viyana kapılarına dayanmasında öncülük etmiş Alevi, Bektaşi dedeleri kültürleri ile buraları eğittikten sonra asıl kuvvetlerin Balkanlara gelme ve yerleşmelerini kolaylaştırmışlardır.
Zaman içinde kültürler birbirinin içine girmiş birlikte yaşamaya sorunsuz ve mutlu yaşamaya başlamışlardır. Bu süreç 400 yıl sürmüştür. Rönesans ve Reformlar yapan Avrupa bilim ve kültürde, keşif ve icatlarda öne çıkınca sanayi devrimi başlamış, sanayi devrimi işleyiş icabı olarak enerjiye ihtiyaç duymuştur.
 Enerji ihtiyacı kol ve kas gücü, hayvan gücü, su gücü ile karşılanırken bu enerji yetmemiş ve kömür enerjisi devreye girmiştir. Bir yüz yıl süren bu kömür enerjili sanayi devrimi 1870 yılında motorun icadı ve yakıtı olan petrolün kullanılma alanları artınca sona ermiştir.
1870 li yıllara kadar keşfedilen petrol sadece aydınlatmada kullanılırken motor icadı ile kullanım  alanları süratle artarak sürmüştür. Var olan ve çıkartılan petrol yatakları tüketimi karşılayamayacak seviyelere gelince Osmanlı Toprakları gündeme gelmiştir. Osmanlının toprakları olan Kerkük, Musul, Irak, Suriye, Romanya, Suudi Arabistan, Kuveyt gibi daha önce batılılar tarafından bu ülkelerde olduğu keşfedilen petrol yataklarına sahip olmak bir ihtiyaç haline gelmiştir.
   Batı emperyalizminin bu ihtiyacı Osmanlı’yı parçalayıp bölerek topraklarını ele geçirme ile karşılanacağı için isyan ve ayaklanmalar ve dünya harpleri ile yeni ülkeler yaratılarak karşılanmış, halen de karşılanmaya devam etmektedir. (PKK, ISID vs.)

   İşte Avrupa’dan kovularak göç ettirilen, sürülen Evlad-ı Fatihan torunları bizler bütün bu sebepler ile daha iyi gören, daha hassas, din bakımından laik, öğrenim bakımından yüksek üretim eğitimi, sosyal eğitimi ile  yaşam biçimi olarak  Avrupalıdır. Doğu kültürü ile yoğrulmuş dini yaşantısı ile suni olup,  Arap örf ve adetlerini yaşam biçimi olarak gören bu iktidara Trakyalılar tabii yapıları gereği oy vermemektedirler. Açılan ve açılmakta olan dini eğitim ve öğretim okullarının sebebi Trakyalının bu durumunu  değiştirmede yatmaktadır. 


Türk Sağlık-Sen'den Çanakkale ziyareti

Faruk CEYLAN
Türk Sağlık-Sen Kırklareli Şube Başkanlığı 21 Mayıs’ta Sendika üyeleri ile Sağlık çalışanlarına Çanakakale gezisi düzenledi. 850 üyesi bulunan sendikadan büyük bir katılımın olduğu gezide bu gün sahip olduğumuz toprakları bizlere bırakabilmek için canlarını tereddütsüz veren,  bir çoğu daha çocuk yaşta kara toprağın bağrına düşen Aziz şehitlerimizi ziyaret ettiler, dualar ederek  saygıyla andılar.
Türk Sağlık-Sen Kırklareli Şube Başkanlığının düzenlediği Çanakkale Şehitlerine saygı ziyareti ile ilgili olarak gazetemize açıklamada bulunan Şube Başkanı Yüksel Kahyaoğlu açıklamasında şunları kaydetti;
 “ Kan ve gözyaşının eksik olmadığı bu coğrafyada neredeyse hergün ocaklara ateşin düştüğü, vatan evlatlarının şehit olduğu ve terörle mücadelede hassas bir dönemden geçtiğimiz bu günlerde sivil toplum kuruluşu olarak hassasiyetimizi göstermek ve bu vatanı bize miras bırakmak için şehit düşen ecdadımızı  yad etmek amacıyla Türk Sağlık-Sen Kırklareli Şubesi olarak 21 Mayıs 2016 tarihinde düzenlemiş olduğumuz “Çanakkale Şehitlerine Saygı Ziyareti” etkinliğimize katılarak bizi yalnız bırakmayan başta sendika üyelerimize ve organizasyonumuza katılan tüm sağlık çalışanlarına gönül dolusu teşekkürlerimizi borç bilir ve bütün şehitlerimize şükranlarımızı sunarız.”dedi.






Kevser Özkan'dan Bomba açıklamalar

Başkan  Yardımcısı Kevser Özkan; “Asla AKP Taklitçiliği Yapmayacağız.”
Gazetemize çarpıcı açıklamalarda bulunan Lüleburgaz Belediye Başkan Yardımcısı  Kevser Özkan, bedava  Cenaze defin konusuna son noktayı koydu. 

Sınır Kent Gazetesi ÖZEL HABER
Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü Faruk Ceylan, Lüleburgaz Belediye Başkan yardımcısı  Kevser Özkan’ı makamında ziyaret etti.  Ceylan’ın Lüleburgaz’da  neden bedava cenaze hizmeti verilmediği hakkında ki sorusuna, Başkan yardımcısı Özkan, asla AKP taklitçiliği yapmayacaklarını söyleyerek noktayı koydu. 
Başkan Yardımcısı Kevser Özkan konu ile  ilgili şu açıklamalarda bulundu; “Bedava hizmet adı altında yapılan  işler tamamen AKP kültürünün  ürünüdür. Biat kültürü ile insanların karşılarında boyun eğmesi sağlanmaktadır.
Biat az gelişmiş toplumlara özgü bir halin tanımıdır. Bireyselliğin gelişmediği, lider  veya patronun  söyleyip vaaz ettiği her şeyin sorgulanıp tartışılmaksızın kabul edildiği topluluklara has bir oluşumdur biat.
Egemen olduğu yerlerde haklılık önem arz etmez. Eleştiri asla  bahis konusu değildir. otorite o an ne diyorsa  bi-la kayd-ı şart kabul edilir.  Biat kültürünün olduğu yerde adalet kavramına da yer yoktur, otorite vicdanın sesini ikame etmiştir.
AKP  halka ücretsiz hizmet veriyoruz adı altında biat kültürünü yerleştirerek biat edenlerin önlerinde eğilmesini sağlamaktadır. Arap ülkelerinin bir çoğunda yerli halk çalışmaz. İnşaatlarda, şantiyelerde çalışanların büyük bölümü   Yurt dışından gelen  mühendis ve işçilerdir. Yerli halk  ne yapar? Hükümet yetkililerine biat eder ve hiçbir emek sarf etmeden  hükümetin bedelsiz olarak  aç kalmayacak kadar verdiği  iaşe ile geçinmeye çalışır. Çalışmamaya, üretmemeye ve bedavadan hayat sürmeye dolayısı ile elde ettiği kazanımı kaybetmemek için biat ettiklerine sıkı sıkıya bağlanırlar.
AKP’li Belediyeler;  makarna, kömür ve cenaze  yardımı gibi yardımları bedelsiz olarak, hak edene de hak etmeyene de vererek  kendilerine tabi etme çalışmalarını sürdürmektedirler.   Bazı  CHP’li  Belediyelerde AKP’li belediyeleri taklit ederek büyük hataya düşmektedirler.
Sosyal Belediyecilikle, halka ayrımsız  ve bedelsiz bir şeyler vererek onları kendilerine tabi etmek çok ayrı şeylerdir.   Biz bu oyuna gelmiyor, Asla AKP’yi taklit etmiyoruz.  Lüleburgaz Belediyesi olarak  zaten yoksul halka yani hak edene sosyal belediyecilik anlamında yardım ediyor ve cenazelerini  de bedelsiz kaldırıyoruz. Bu hizmeti zengin yoksul ayırmadan yapan AKP’li Belediyelerle, onları taklit eden CHP’li Belediyeler gibi halkın bize biat etmesini doğru bulmuyoruz.
Zengin yoksul ayrımı yapmadan bedelsiz yardımda bulunmak insanlık onuruna aykırı   bir davranış biçimidir.
Lüleburgaz Belediyesi olarak  tarafımızdan verilen her hizmetin bedeli alınmakta olup, bu bedelde tamamen semboliktir.  Yoksul halk bundan muaftır.  Örneğin Gençlik parkına giriş ücreti sadece  25 kuruştur  ve bu bedel en yoksul insanın bile ödeyebileceği bir miktardır.  Halkımıza bedelsiz hizmet sunmayı insan onuruna uygun bulmadığımız için kimsenin kendisini borçlu hissetmemesi için AKP’yi taklit etmiyoruz. 25 kuruş  ödeyip hizmet alan vatandaş karşılığında sembolikte olsa ödediği o ücret sayesinde sizin önünüzde eğilip kendisini borçlu hissetmeyecek ve bedelini ödediği için  başı dik olacaktır. İşte bu sebeple  zengine bedelsiz cenaze hizmeti vermeyi de doğru bulmuyor, yoksul olana zaten bu hizmeti bedelsiz veriyoruz. Dolayısıyla AKP’nin biat kültürünü kabul ettirmek için bu tuzağa düşen ve dolmayı yutanlar bir çay kaşığında fırtınalar estirmektedir.
Bunu herkes çok iyi bilsin ki, biz asla AKP taklitçiliği yapmıyoruz, sosyal belediyecilik anlamında vatandaşımızın her anında yanında oluyoruz. Olmaya da devam edeceğiz.” dedi.




24 Mayıs 2016 Salı

Kırklareli’de Trafik Keşmekeşi!


Faruk CEYLAN
Kırklareli’de araç yoğunluğunun artması, Trafiği İstanbul trafiğine çevirdi. Araç sayısının her geçen gün arttığı Kırklareli Merkez’de araç park yeri sıkıntısıyla trafik keşmekeşe döndü.
İstanbul trafiğindeki yoğunluğa benzer bir yoğunluk yaşanan Kırklareli’de, özellikle Fevzi Çakmak Bulvarında araç parkının zaman zaman yan yana üç sıraya çıkmasıyla trafik tamamen sıkışıyor.
Vatandaş caddede bu kadar araç parkına izin verilmesinin doğru olmadığını, yayalara yürüyecek yer kalmadığını söylüyerek sitemlerini dile getiriyorlar.
Her gün hızla artan trafik sıkışıklığından yayalar kadar sürücülerde dertli. Onlarda araçlarını park edecek yer bulmaktan şikayetçiler.

GENEL MERKEZİ KIRKLARELİ’DE BULUNAN ÜNİ-PER-SEN BİRİNCİ SENDİKA

ÜNİ-PER-Sen Genel Başkan Yardımcısı Caner Yahya Boyar; “ Türkiye’nin ilk ve tek Üniversite İdari Personel Sendikası olan Sendikamızın derdi; Yetkili değil, etkili olmaktır.”

Faruk CEYLAN-Sınır kent Haber
Genel Merkezi Kırklareli’de olan, Türkiye’nin ilk Üniversite İdari Personeli Sendikası  ÜNİ-PER-Sen; Kırklareli’de birinci, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Aksaray Üniversitesi’nde  3. sırayı aldı.
ÜNİ-PER-SEN Genel Başkan Yardımcısı Yahya Boyar, konu ile ilgili yaptığı açıklamada şunları kaydeti; “Sendikalar için Mayıs ayı telaşı bir yıl daha geride kaldı. Herkesin üye sayılarını birbiriyle kıyasladığı bu döngü içerisinden Kanuni durum sebebiyle Sendikamızda bu yıl ilk kez yerini aldı.
Kuruluşunun üstünden bir yıl geçen Sendikamız İlk kez boy gösterdiği Mayıs sahnesinde üye sayılarında Genel Merkezinin de bulunduğu Kırklareli Üniversitesi’nde 1. sırayı, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Aksaray Üniversitesi’nde de 3. sırayı aldı.
Daha 1. yıl dönümünü yeni kutlayan sendikamız, sıralamalarda elde ettiği bir 1. ve iki 3.’lük yanında tam tamına 16 ayrı ilde 16 üniversite de idari personelle buluştu. Bu üye sayıları bize gösteriyor ki Üniversite İdari Personelinin haklarını savunan, sadece ve sadece idari personelin yer aldığı bir sendikaya ihtiyacı mevcut; çünkü rakamlarda ortaya koyuyor ki yılların sendikalarını bazı üniversitelerde bir yıl gibi kısa süre de geride bırakmak demek, bu sendikaların üniversitelerde karşılığının olmaması demektir.
Sendika olarak derdimiz yetki değil, üniversite idari personeli için etkili olabilmektir. Tabi ki etkili olabilmek için üniversite idari personelinin bize üye olarak destek olmaları çok önemlidir. Her üye bizlerin omuzlarında ki sorumluluğu daha da fazla arttırmakta, ama aynı zamanda üniversite idari personelini sorunlarının çözümlerine bir adım daha yaklaştırmaktadır. Burada 112 devlet üniversitesinde çalışan idari personel arkadaşlarımızı da bir karara varıp; bir an önce kendi sendikaları olan Sendikamızda ki yerlerini almaya davet ediyoruz. Sadece üyelik değil, sendikamızın kapıları yönetici olarak, temsilci olarak görev almak isteyen tüm idari personel arkadaşlarımıza sonuna kadar açıktır. Sadece üye sayılarımız değil son yıllarda açılan üniversite çalışanlarına yönelik sendikalarda, günümüz büyük(!) sendikalarının üniversite idari personelini göz ardı ettiğini gözler önüne sermektedir. Buradan o sendikalara da açık çağrı da bulunuyoruz, Sendikamızın çatısı üniversite idari personelin sorunlarının çözümü konu olduğunda hepsine açıktır. Üniversite İdari Personelini sorunlarının çözümü için sendikamıza katılma ya da herhangi bir çözüm önerisinde birlikte hareket etme dahil tüm önerilere açığız.

Bu mücadele de bizlerle birlikte üye olarak destek olan üniversite idari personel arkadaşlarımıza, Sendikamızı, üniversitelerinde anlatmak için bizlerle birlikte çaba harcayan Üniversitelerimizdeki temsilcilerimize sonsuz teşekkür ediyoruz. Ayrıca Orta Doğu Teknik Üniversitesi Temsilcilik Yönetimi ve Aksaray Üniversitesi Temsilcimizi de malum büyük sendikalardan en az bir tanesini üye sayısı olarak, zor şartlarda geride bıraktıkları için tekrar tekrar teşekkür ediyoruz. Bu sendika da hepimiz Genel Merkezinden, temsilciliklere, üyesiyle ve yöneticisiyle idari personeliniz ve tek kazancımız idari personel olarak elde edeceğimiz kazanımdan yöneticilerimizin de bir idari personel olarak yararlanmasıdır. Sendikamız güç ve kuvvetini, sadece ve sadece üniversitelerdeki idari personel arkadaşlarımızdan almakta; hiçbir siyasi parti, dernek v.b oluşumla bağı bulunmamaktadır.”



Lüleburgaz Kaymakamlığı Yeni binasında Hizmete Girdi


23 Mayıs Pazartesi günü  hizmete giren  Lüleburgaz Kaymakamlığı yeni binasında;  Gazetemiz, Kaymakam Mustafa Kaya’yı ilk gün  ziyaret eden ilk Basın Kurumu oldu.

Sınır Kent Haber
Eski Bedir Köyü yolunda yapılan ve yapımı üç ay önce biten Lüleburgaz yeni Kaymakamlık binası  taşınma işlemi sona erdi. Yeni bina  23 Mayıs Pazartesi günü hizmete açıldı.
Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü Faruk Ceylan, Kaymakamlık binasının  faaliyete geçtiği ilk günde Kaymakam Mustafa Kaya’nın ilk ziyaretçisi oldu  Kaymakam Mustafa Kaya ziyaretinde; Lüleburgaz İlçe  Mal Müdürü Mustafa Özdemir ve  İlçe Sağlık Müdürü Önder  Porsuk’ta hazır bulundu.
Kaymakam Mustafa Kaya, yeni Kaymakamlık binasının yapım işinin bir yıl önce sona erdiğini,  taşınma işinin ise  üç ay sürdüğünü belirterek, Lüleburgaz’ın çok modern ve teknolojik gelişmelerle donatılmış bir bina kazandığını, yeni binada  Lüleburgaz halkına daha kaliteli ve daha hızlı hizmet verileceğini belirtti.  Kaya,
Kaymakamlık binasının Lüleburgaz’a hayırlı olmasını diledi.
Kaymakam  Kaya,  Lüleburgaz İlçe  Mal Müdürü  Özdemir ve  İlçe Sağlık Müdürü  Porsuk ziyaretimizden büyük memnuniyet duyduklarını  ifade ettiler.

Lüleburgazlıların  en  çok sevdiği bürokratlar arasında yerini alan  Kaymakam Mustafa Kaya; Basın kuruluşlarından  ziyaretlerine gelen ilk kurumun Sınır Kent Gazetesi olduğunu ifade ederek, Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü Faruk Ceylan’a  teşekkür etti, Sınır Kent Gazetesi çalışanlarına da  başarı dileklerinde bulundu.
















Ülkü Ocaklarında Bayrak değişimi



Kırklareli Ülkü Ocakları Teşkilatlardan sorumlu  İl Başkan Yardımcısı Ahmet Yıldırım, görevini törenle Ertuğrul Ünal’a devretti.

Faruk CEYLAN
Kırklareli Ülkü Ocakları İl Başkanı  Hakan Bozfırat,  Teşkilatlardan sorumlu  İl Başkan yardımcılığı görevini yürüten  Ahmet Yıldırım’ın, Başkan yardımcılığı görevini  Törenle Ertuğrul Ünal’a devrettiğini bildirdi.
Ülkü Ocakları İl Başkanı Hakan Bozfırat, Bayrak değişimi ile ilgili gazetemize şu açıklamada bulundu; “ İki yıla yakın  bir süredir  Başkan Yardımcılığımı yapan Ahmet Yıldırım Başkanımız bu  kutlu görevi  başarıyla yerine getirmiştir. Kendisinden  Allah Razı Olsun. 
Ahmet Yıldırım Başkandan  görevi teslim alan   Ertuğrul Ünal Başkana  yeni görevinde başarılar diliyorum.  Ertuğrul Başkanımızın da, Ahmet Başkanımız gibi görevini başarıyla ifa edeceğinden hiç  kuşkum yok.” dedi.

ÜOD. İl Başkan yardımcılığı görevini devralan Ertuğrul Ünal, Ahmet  Yıldırım ile helalaştıktan sonra kuran ve bayrak üzerine and içerek  yeni görevine başladı.












Ahilik Haftası Dün Kutlanmaya Başladı


Kırklareli Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı A.Fuat Şeker, esnaf ve sanatkarlara Ahilik Kültürü Haftası törenlerine katılma çağrısında bulundu.
Faruk CEYLAN
Ahilik haftası  tüm yurtta dün kutlanmaya  başladı. Kırklareli’de  Ahilik haftası da dün yapılan  törenlerle  kutlanmaya başladı  ve  çeşitli etkinliklerle hafta boyunca kutlanmaya devam edecek.
Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı A.Fuat Şeker, esnaf ve sanatkarlara Ahilik Kültürü Haftası törenlerine katılma çağrısında bulunarak şunları söyledi;
"Ahilik kurumu tarih boyunca sahip çıktığı değerler doğrultusunda var olmuş ve aynı zamanda bu değerleri gelecek nesillere aktarma gayretini göstermiştir.  
Ahilik anlayışı;  ticaretin, sanatın ve mesleğin insan onuru, güzel ahlak ve dürüstlükle pekişmiş kültürümüzün  ürünüdür.
Ahilik en genel ifadeyle esnaf ve sanatkarlar arasında dayanışmayı, birlik ve beraberlik duygularıyla hareket etmesini sağlayan bir teşkilattır. Ahilik aynı zamanda sosyal, ekonomik ve kültürel düzenin sağlanması amacıyla kurulan bir teşkilattır. Bu nedenle esnaf ve sanatkarlarımız Ahilik Kültürünü yaşayarak ve yaşatarak sahip çıkmalıdır." dedi.