25 Haziran 2016 Cumartesi

Sınır Kent Gazetesi 1 Yaşında


Gazetemizin 1. Yaşında, Belediye Başkanı Mehmet  Siyam Kesimoğlu’dan   sürpriz kutlama.

Haber Merkezi
26 Haziran tarihinde yayın hayatına  giren gazetemiz Sınır Kent’e, Belediye Başkanı Mehmet Kesimoğlu’dan erken kutlama geldi. Kırklareli Belediye Başkanlığının,  Protokol ve Basın mensupları için vermiş olduğu iftar yemeğinden sonra  gazetemizin 1. Kuruluş yıldönümünde Başkan Kesimoğlu, yaptırdığı iki pasta ile  Gazetemizin kuruluşunu  kutladı.
Sürpriz kutlamada Gazetemiz İmtiyaz sahibi Özden Ural ve eşi Ceren hanım, Gazetemiz Kurucusu Şerafettin Ural ve eşi Zöhre hanım, Gazetemiz Yazı işleri Müdürü Faruk Ceylan, Ural Medya Grup Gazetelerinden Demirköy-İğneada Gazetemizin İmtiyaz Sahibi Mert Satılmış, Kırklareli Gazetesi Yazı işleri Müdürü Serkan Koçtürk,  Demirköy-İğneada Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Bahar Satılmış, Sınır Kent, Kırklareli ve Demirköy-İğneada  gazetelerimizin çalışanları hazır bulundular.
Kutlama pastası kesilmeden  önce sürpriz doğum günü için Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesmoğlu ve eşi Sibel hanıma gazetemiz adına  teşekkür eden Yazı İşleri Müdürümüz Faruk Ceylan, erken kutlama hakkında  şunları söyledi; “ Gazetemizin kuruluşunu unutmayarak bu mutlu günümüzü erkenden kutlayan,  bizlere sürpriz kutlama hazırlama nezaketi ile güzel bir jest yapan Belediye Başkanımız Mehmet Siyam Kesimoğlu ve eşi Sibel hanıma;  Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Özden Ural, Gazetemizin Kurucusu  Şerafettin Ural ve tüm çalışma  arkadaşlarımız adına teşekkür ediyorum.
Belediye Başkanı Mehmet Siyam Kesimoğlu, Belediye Başkanlığının yanı sıra kuşkusuz; insan tarafı, nezaketi ve hassasiyeti ile sanata, sanatçıya ve basına verdiği destekle,  herkesin taktirle  andığı bir Belediye Başkanı olmuştur. Bu günde bu hassasiyetini ortaya koymuştur.
Gazetemiz,  ekibimizin özverili  çalışmaları ile kısa zamanda Kırklareli’nin en çok okunan gazeteleri arasına girdi.  Bunda çalışma arkadaşlarımızın payı çok büyük. Onların gayretli çalışmalarıyla  bir yılı başarı ile geride bıraktık.  Ancak başarımızda bizlere sağladıkları desteklerle  asıl kahramanlar;  gazetemiz Sınır Kent’i bayilerde bırakmayan, bizlere satış rekorları kırdıran  Kırklareli halkıdır.  Bize sahip çıkan, yanımızda olan ve sürekli destek veren halkımıza desteklerinden dolayı  yürekten teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum.” dedi.
Faruk Ceylan’ın konuşmasından sonra, Belediye Başkanı Mehmet Kesimoğlu, Sınır Kent Gazetesinin 1. Yaşını kutladı ve kutlama ile ilgili şunları söyledi;  “ Başarı ile bir  yılı geride bırakan Sınır Kent Gazetesi çalışanlarını tebrik ediyor, mutluluklarını paylaşıyorum.  Gazetenin genç patronu Özden Ural’ı, Şerafettin Ural’ı, Yazı İşleri Müdürü Faruk Ceylan’ı ilkeli yayınlarından dolayı kutluyorum. Sınır Kent Gazetesi Basın camiasında yeni bir ses, yeni bir soluk oldu ve kısa zamanda gündem belirleyen başarılı bir gazete haline geldi. Basın Millet’in müşterek sesidir. Yerel Basının yaşaması için hepimiz katkı sağlamak zorundayız. Çünkü onların eleştirileri bizlere yol gösterici olmaktadır. Ben şahsen basının iyi niyetli tüm eleştirilerini dikkate alıyorum. Bu eleştiriler bizlere rehber oluyor.
Sınır Kent Gazetesini bir kez daha kutluyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyorum.” dedi.
 Kesimoğlu’nun konuşmasından sonra Sınır Kent Gazetesinin 1. Yaş günü pastası Belediye Başkanı Mehmet Kesimoğlu ve eşi Sibel Hanım, Sınır Kent Gazetesi İmtiyaz Sahibi Özden Ural ve eşi Ceren hanım, Gazetenin  Kurucusu Şerafettin Ural ve eşi Zöhre hanım ile Yazı İşleri Müdürü Faruk Ceylan tarafından birlikte kesildi.





TRAK be YA! Bu Bir Kırklareli Filmi

Faruk CEYLAN
farukceylan39@gmail.com
TRAK be YA!

Küme Film Kırklareli’de bir Trakya filmi çekiyor. Fim ekibi çekimler için  10 Temmuz’da motor diyecek.  filmin yapımcısı Didem Küme daha önce  uzun yıllar kamera arkasında çalışmış, oyunculuk hayatı daha 5-6 yaşlarındayken, Dalin şampuanları reklamıyla başlamış, sanat yönetmenliği yapmış.  Yaşı çok genç ama birikimi çok fazla bir yapımcı.  
Didem hanım bir Rumeli kızı ve Kırklareli aşığı. Yapımcılığını üstlendiği Trak be ya adlı filmin tün sahnelerini Kırklareli’de çekecek. 
Filmde öncelikli amaç bu güne kadar tanıtımı yapılamayan, çoğunlukla  Kırıkkale, bazen de Kocaeli ile (K.eli) olarak karıştırılan Kırklareli’ni Türkiye’ye, hatta dünyaya tanıtmak.
Yapımcı  Didem hanım, Kırklareli’nin tanıtımının yanı sıra Lösemi ile ilgili bir sosyal sorumluk da üstlenmiş. Lösemi hastası olan ama verilen mücadele ile Lösemiyi yenmeyi başaran minik Efe’ye de Trak be ya filminde rol vermiş. Lösemiye farkındalık sağlama amacıyla minik Efe’nin rol alacağı film bomba gibi bir senaryoya, yetenekli bir ekibe sahip. 
Yapımcı  asistanı Serkan Gündoğar projeyi hayata geçirebilmek için günde 4 saat uyuyor, bomba  bir eserin meydana gelmesi için Didem hanımın talimatlarıyla neredeyse 20 saat  ayakta kalıyor. Bunu nereden mi biliyorum? Kendisiyle bir gece sohbet edeyim dedim sabah oldu!  Serkan bey proğramının rutin olarak bu şekilde devam ettiğini, günlük uyku ortalamasının 3-4  saati geçmediğini söyledi. Bunu nasıl başarıyor bilmiyorum ama iyi şeylere katkı sağlamanın mutluluğu gözlerinden okunuyordu.
 Fimin ana sponsoru Boyak İnşaat. Boyak inşaatın genç ortakları bu filmin en muhteşem şekilde hayata geçmesi için büyük fedakarlıkta bulunuyor ve Didem Küme’nin yanından bir an olsun ayrılmıyorlar. Firmalarının dışında  İsimlerinin hiçbir yerde yer almasını  istemiyorlar. İkisi de çok mütevazi insanlar. Dertleri asla kamera önüne çıkmak değil. Kırklareli için ellerinde ki tüm imkanları kullanmak. 
Yapımcı Didem Küme ile yaptığımız görüşmede, genç yönetmen bizlerle şunları paylaştı; 
“ Kırklareli benim için çok özel bir yer, Kırklareli’ni inanılmaz derecede seviyorum. Hatta aşığım diyebilirim. Trakya’ya senarist arkadaşım ile birlikte gönül verdik ve oturduk bu projeyi yazdık. Bu proje aynı zamanda bir farkındalık projesi. Lösemi konusunda farkındalık yaratmak istedik. 
Projemizin hayata geçmesi noktasında bizi en fazla yüreklendiren de Belediye Başkanı Mehmet Kesimoğlu oldu. Başkan Sanatı ve sanatçıyı kucaklayan muhteşem bir insan.
Biz bu işi yapıp, para kazanacaksak kazanacağımız parayı başkalarıyla da paylaşmalıyız.  Kazancımızı hayır kurumları ile de  paylaşacağız. Bunu temel prensip olarak belirledik. Bu benim son projem olmayacak, bundan sonra ki tüm projelerimi de Kırklareli’de gerçekleştirmek ve Kırklareli’ye yerleşmek, burada yaşamak  istiyorum. 
Bizim hikayemizde Lösemi hastası bir çocuğumuz var.  Filmde “Burak” isimli  çocuğu oynayacak. Kendi ismi Efe olan bu çocuğumuz  Lösemi hastalığı ile  mücadele verdi ve bu mücadeleyi kazandı. Ailesiyle de görüştük, Efe, Burak adıyla  filmimizde oynayacak.
Bizler için filmimizde ki en güzel duygu bu oldu. Efe’ye ve verdiği mücadele de  katkı veren herkese teşekkür etmek istiyorum.
 Belediye Başkanı Sayın Mehmet Kesimoğlu çok özel bir insan. Ben bir çok şehirde, bir çok belediye başkanıyla görüşmeler yaptım ama Kesimoğlu Başkan  gerçekten çok özel bir insan. Onun gibi bir başkanla daha önce karşılaşmadığımı açık yüreklilikle söylemekte sakınca görmüyorum.  Sanata ve sanatçıya büyük önem veriyor. Bu siz Kırklarelililer için de, biz sanatçılar için de büyük şans.” dedi.
Hayırlı olsun Didem hanım, bende tüm kalbimle sizi destekliyor, başarılar diliyorum.




23 Haziran 2016 Perşembe

Kaynarca Belediye Başkanı Türker, Yunan Başkonsolosunun misafiri oldu


Yunananistan’ın  Edirne Başkonsolosu  Evi Charitidou,  Başkan Serdar Türker’e, Kaynarca’da ki tarihi kilisenin onarımı başta olmak üzere hazırlanan  projelere  destek sözü verdi.

Sınır Kent  Haber
Kaynarca Belediye Başkanı Serdar Türker,  Kırklareli  Belediyesi  26. Karagöz Kültür, Sanat ve Kakava Festivalinde tanıştığı Yunanistan’ın Edirne Başkonsolosu Evi Charitidou’nun daveti üzerine Edirne’ye gitti.
Büyük bir konukseverlik örneğinin gösterildiği ziyaret sırasında Edirne  Başkonsolosu Evi Charitidou,   Belediye Başkanı Serdar  Türker’in Beldesindeki çalışmalarının yanı sıra Pers imparatoru Darius’un 2 bin 500 yıl önce Kaynarca’yı ziyaretini öğrendiğini ve Türker’in Darius’un kayıp kitabesinin Kaynarca’ya iadesi için başlattığı uluslar arası çalışmaları duyduğunu, konunun Heredot tarihinde de  yer aldığını  belirterek, tarihi geçmişi çok enteresan bulduğunu söyledi. 
Başkan Türker, Başkonsolos Evi Charitidou’ya Kaynarca’nın M.Ö’ye dayanan  tarihi ve doğal yapısını anlattı,  tarihi kilisenin onarılarak ziyarete açılmasıyla ilgili girişimleri ile ilgili bilgiler verdi.  1108 yıllık tarihi  kilise ile  bebeklerin vaftiz edildiği mağara hakkında  aktarılan bilgilerden sonra, Başkonsolos Charitidou, Serdar Türker’den  Kilisenin onarımı için kendilerine resmi müracaatta bulunmasını isteyerek, Kaynarca’da ki  diğer projelerine de destek sözü verdi. 
Başkonsolos Charitidou konu ile ilgili şunları kaydetti; “ Sayın Başkan;  Kilise hakkındaki bilgi ve dokümanlarla birlikte Konsolosluğumuza resmi müracaatta bulunmanızı istiyorum. Konuyu Yunan  Makamlarına  götürerek kilisenin onarımının yapılması için çalışacağım. Kilisenin onarılarak ziyarete  açılmasının, iki ülke halkının kaynaşmasını sağlayacak önemli bir unsur olacağına, tarih turizmine de katkıda bulunacağına inanıyorum. Yüzyıllar boyunca birlikte yaşamış olan ve dolayısı ile aynı ortak kültüre sahip  iki ülke arasında dostluk ilişkilerinin pekişeceği muhakkaktır. Beldenizle ilgili projelerinizi bizlerle paylaşırsanız,  şirin beldenize desteğimizi sürdüreceğiz. 
En kısa zamanda Kaynarca’ya  gelmeyi, Kaynarca’nın tarihi ve doğal güzelliklerini yerinde görmeyi çok istiyorum.” dedi.
Başkan Türker, Başkonsolos Evi Charitidou’ya göstermiş olduğu ilgi ve konukseverlikle, verdiği destek sözünden  dolayı teşekkür ederek, kendilerini Kaynarca’da konuk etmekten  büyük mutluluk duyacaklarını söyledi.

REKLAM MI İBADET Mİ?

DOĞRUCU DAVUT

Reklam amaçlı iftar verilmez. Bu sene verilen iftarlar ne yazık ki her seneki gibi güç gösterisine yönelik reklam amaçlı veriliyor. TV’ lerin yayınlarında ve gazetelerden okuyup gördüğümüzde maalesef şatafatlı iftarlar halkımızı anlamakta zora sokuyor. Ramazan ayında oruç tutmak namaz gibi bir ibadettir.İbadet Allah için yapılmalıdır. İbadet yapılırken gösteriş yapmak reklamdır, dinimizin tabiriyle riyadır.
 Dinimizin gereği ibadetler kullarına farz kılınmıştır. Oruç ibadetindeki amaç kulların açlığa katlanmasını öğrenmesidir bu suretle bünyeleri ruhen hem temizlenmiş hem de sindirim organları dinlenmiş olacaktır. Ayrıca bu ibadeti yapan zenginler de fakirin aç kalarak çektiği ızdırabı öğrenmiş olacak bu suretle fakir kollanıp korunacaktır. Kutsal kitabımız Kuran’da yazılanlar biz kulları içindir. Uyulması gerekli kurallar sureler ve içlerinde yazılı olan ayetler yardımı ile bizlere bildirilmiştir. Bu kuralların bazıları,namaz oruç kurban hac zekat fitre verilmesi gibi hususlara uyulması kitabımızın kesin emirleridir,biz bu emirlere farz demekteyiz. Farz olan emirlerin nasıl uygulanacağı ise sünnet yolu ile biz kullarına bildirilmektedir. Sünnet peygamberimizin sağlığında islami kuralları nasıl uyguladığının yazılı ve sözlü anlatımıdır.Kuran ve  peygamberimizin sünnetleri  Müslüman için  bir biriyol göstericidir. Hayarı Cenab-ı Allah’ın istediği gibi yaşamamızı sağlar.
Müslüman için asıl olan kitap Kuran dır. Örnek verilirse kuran da namaz kılınız denmekte namazın nasıl kılınacağı tarif edilmemektedir. Namazın nasıl kılınacağını peygamberimizin namazı nasıl kıldığı ile ilgili sünnet bilgileri yolu ile öğreniyoruz.Ramazan da nasıl oruç tutulacağını imsak vakti ile iftar vaktinin nasıl belirleneceği gibi bilgiler sünnet ile ilgili bilgilerdir.Bu bilgiler ışığında orucun sona erdiği günün sonunda yemek yemeye bizler iftar açmak demekteyiz. İftar açmak bir gün süren açlığın mükafatıdır, Allah ne verdi ise her öğünde olduğu gibi yemek yenir. Bu yemek yemek yani iftar açmak günümüzde islami yaşayışımıza uygun olmayan tarzda gösteriş ve güç gösterisine dönmüş bulunmaktadır. İhtiyacı olmayanlara toplu iftar vermek yerine ihtiyacı olan yoksullara çoluk çocuğu ile iftar açmak için gıda yardımı yapmak en doğru yol olacaktır.
Toplu iftarlar toplumumuzda  ayrımcılığa da yol açmaktadır. Davet edilmeyenler unutulanlar veya kıyafeti uygun olmayanlar bu gibi toplu iftarlar yolu ile rencide edilmiş oluyorlar. İslamiyet gösteriş dini değildir.Yardımlarda hayırlarda aleniyet olmamalı ,sağ elin verdiğini sol el görmemelidir.Bu önemli kurala uyulmayan hiç bir ibadet makbul değildir. Sadece kişilerin kendilerini  kandırmasıdır..Ramazan ibadetiniz kutlu olsun,nice Ramazanlara. 

UFUKTA AKŞENER GÖRÜNDÜ

DOĞRUCU DAVUT

19 haziran  Pazar sabahı haber kanalları  saat 10.00 dan itibaren Ankara Büyük Otel in salonunda olağan üstü toplanan MHP Kongresini naklen verdiler. Katılan delegeler salt çoğunluğu geçti ama noter tespiti kongreyi geciktirdi. Öğleden sonra dîvan teşekkül ettirilebildi.
Delegelerce verilen önergeler tüzük değişikliğinle ilgiliydi, değişiklikler olduğu gibi kabul edildi. Mevcut ve geçerli olan tüzüğe göre seçim yapılamayan olağan üstü kongre maddesi değiştirilerek olağan üstü kongrelerde seçim yapılması sağlandı. Ayrıca bu kongrede tüzüğün 13 maddesi de değiştirildi.Yapılan değişiklikler ile disipline vermek zorlaştırıldı.
Daha evvel partiden ihraç edilenlere af yolu açıldı,ayrıca geriye dönük 3 ay evvelinden başlamak üzere işlenmiş parti suçları işleme alınmayacak maddesi ilave edildi.Seçimli kongrenin 10 Temmuz’da yapılması genel kurul tarafından kabul edildi.Yapılacak bu kongrede genel başkan seçilme şartı olan milletvekili olma mecburiyeti kaldırıldı.
Millet vekili olma hakkına sahip olanlar genel başkan olabilir maddesi eklendi. Genel başkan aday adayları kongrede yan yana oturarak birlik ve beraberlik örneği verdiler. Olağan üstü olarak tüzük değişikliği için yapılan kongre olaysız sona erdi.

MHP İKTİDAR OLABİLİR
 Adaylar 10 Temmuz’da yapılacak kongrede Meral Akşener lehine  adaylıktan feragat edip anlaşırlar da Meral Akşener  oy birliği ile genel başkan olursa ülkede  siyasi dengeler bozulacaktır. Sağa sağ alternatif doğduğu için AKP ye kerhen destek veren sağ seçmen ile merkez sağ seçmenin yeni adresi MHP olacaktır.Bu süreç yeni bir erken seçim doğuracağı gibi mevcut parlemento aritmetiğini de değiştirerek yeni bir iktidar doğurabilir.
AKP millet vekilleri arasında ülkemizin gidişatını beğenmeyen milletvekillerinin olduğu bilinmektedir. Önümüzdeki üç ay çok şeylere gebedir, yeter ki MHPde adaylar anlaşabilsin.
 Milletimiz ikiye bölünmüş şehitler verilmeye devam ediliyorken esnaflar müşteriler için kavga eder duruma gelmişse suratlar asılı moraller bozulmuşsa milletimiz geleceğini iyi göremiyorsa tek demokratik seçenek AKP iktidarından behemahal kurtulmaktır. Bu kurtuluşun adresi ülkemizi bu hale getiren siyasi tabloyu yaratmaya yardımcı olan Devlet Bahçeli den kurtulmaktır. Bahçeli’den kurtulma ve yeni bir başlangıç için Meral Akşener Türkiyemizin bir umududur.

AKP nin tabanı milli görüşçü, yani  Milli Selamet Partisi (MSP) tabanıdır.  Oy yüzdeleri en fazla yirmidir. DYP ANAP. MHP seçmenleri mütedeyyin müslüman orta sağdır. Bu kitleyi ancak ve ancak Meral Akşener bir araya getirip iktidara taşıyabilir kanaatindeyim. Bence ülkenin kurtuluş umudu olan Meral Akşener fırsatı kaçırılmamalıdır. 

ÜNİ-PER-SEN Genel Başkanı Güzel Bombaladı!


Faruk CEYLAN
Üniversite İdari Personel Sendikası Genel Başkanı İbrahim Güzel, Genel Başkan Yardımcıları ile bir araya gelerek gazetemize açıklamalarda bulundu. Genel Merkezi Kırklareli’de bulunan ÜNİ-PER-SEN Sendikası Genel Başkanlığı adına gazetemize konuşan Genel Başkan İbrahim Güzel, Üniversite İdari Personelinin hiçbir dönemde haklarını alamadığını dile getirerek, ÜNİ-PER-SEN olarak Türkiye’deki tüm Üniversite İdari Personelinin haklarının iade edilmesi için çalıştıklarını, bir yıl önce kurdukları Sendikalarının  çok kısa bir sürede, Türkiye’de bulunan tüm Üniversitelerde yer alarak, üye bazında çığ gibi büyüdüğünü ifade etti.

Genel Başkan İbrahim Güzel, açıklamalarına şöyle devam etti; “Bizler üniversite personeli miyiz yoksa 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi çalışan memur muyuz?
Bizler eğer üniversite personeli isek; üniversite personeli olmanın getirdiği hakları eksiksiz olarak istiyoruz. Üniversite personelinde olması gereken haklara gelecek olursak, 
1} Yüksek Öğrenim Tazminatı 
2} Kuruluş Geliştirme Ödeneği
3} Kıyafet serbestisi
Bizleri üniversite personeli değil de 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi çalışan memur olarak görüyorsanız, en basit hakkımız olan tayin hakkını istiyoruz. 
657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre çalışan üniversite idari personeli, üniversitelerin kendine özgü durumları nedeni ile diğer memurların faydalandığı bazı haklardan yararlandırılmamaktadır.
Üniversitelerin sadece bulundukları şehirlerde bağlı birimleri olması nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi çalışan hiçbir memurun eş durumu, sağlık durumu, özür durumu ve sair sebepler ile yer değiştirme ve tayin işlemleri yapılamamaktadır. Üniversite personelinin yer değiştirmesine imkan sağlayan tek hukuki düzenleme kurumlar arası nakildir. Nakil olmak isteyen memur bir kurum bulduğu takdirde kendi üniversitesinden muvafakat alma hakkına sahip olabiliyor. Ancak bu muvafakat çoğu zaman verilmediğinden birçok üniversite personeli mağdur edilmektedir. Ayrıca son yıllarda açıktan atama ve merkezi atamalarda yapılan düzenlemelerle kontenjanlar kısıtlanmış, kurumlar arası nakil olmak isteyen memurun kurum bulması iyice zorlaşmıştır. Bu durum aile bütünlüğünün parçalanmasına, çalışma performans ve kalitesinde düşüşe, yapılan keyfi uygulamalar nedeniyle de psikolojik baskıya dönüşmektedir. 
Üniversitelerde çalışan memurların tayin ve nakil işlemleri ile ilgili sorunların ve keyfiliğin ortadan kaldırılması için YÖK tarafından acil bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Her yıl üniversiteler arasında tayin ve yer değiştirme kontenjanlarının açılması ve sadece hizmet yılı esası getirilmesi, bu işin rektörlerin insafına bırakılmaması gerekmektedir.”

20 Haziran 2016 Pazartesi

Muhalifler ezdi geçti!


 Kırklareli Günlüğü

Faruk CEYLAN
farukceylan39@gmail.com
MHP Tüzük Kurultayından bir gün önceki köşe yazımda; “Herkes heyecanla Pazar gününü bekliyor. Çünkü Milliyetçi Hareket Parti Kongresi memleket meselesi haline geldi. Neden? MHP’nin mevcut yönetimi iş başında kalırsa;  Ak Parti, bu yönetimle seçime girecek olan MHP’yi yutar, MHP Baraj altında kalır.  Olağanüstü kongre yapılarak MHP yönetimi değişirse, MHP halkın umudu olur.  İşte sorunun cevabı bu. Zira yapılan tüm kamuoyu yoklamalarının sonucu böyle.
 İktidarın Başkanlık hayali amacına ulaşamaz. Ak Parti ciddi anlamda kan kaybeder, 17/25 Aralık dosyaları açılır. Sonra ne olur? Yargı safhaları başlar…
MHP’nin mevcut yönetiminin de bunları bildiği halde, partilerinin baraj altına gitmesine nasıl izin verdiklerine kimse akıl erdiremiyor.”  diye yazmış ve tereddüt içinde  olanlara, Kurultayı  engellemenin  mümkün olmayacağını, mutlak surette yapılacağını  ve  kurultayın ülke için siyasal bir dönüm noktası olacağını ifade etmiştim. İfade ettiğim gibi de oldu. Devlet Bahçeli’nin; bu defa Kurultayı engellemeye gücü yetmedi…
MHP teşkilatı, tarihinde ilk defa Genel Merkezin inisiyatifi olmadan delege iradesiyle  kurultay  gerçekleştirdi. 1.148 civarında MHP delegesinden  937’si noter tasdikli olarak Kurultaya katıldı. Geri kaldı 211 delege. Bu delegelerin yarısının da mazeretleri nedeniyle Kurultaya katılamadığı çeşitli kaynaklarca açıklandı.
Bu matematiğe göre MHP Kurultay delege sayısının 3/2’sinden  fazlası muhalif kanadın yanında yer aaldı, Genel Başkan Devlet Bahçeli’yi ve kapattığı MHP teşkilatlarına atadığı Başkanlarla yönetimlerini hükümsüz kıldı.
Tüzük Kurultayında 13 tüzük maddesi değiştirildi, Genel Başkan seçimi için 10 Temmuz tarihinde karar kılındı.
Oyunda kırmızı kart görerek oyun  harici kalan bir çok futbolcunun oyundan atılmayı hazmedemeyerek itiraz ettiği  gibi  Sayın Bahçeli’de Genel Merkezde ki 10 Temmuz’a kadar oturacağı koltuktan, delege sayılarının yetersiz olduğunu, kurultayda bir sürü hukuksuzluk bulunduğunu iddia ederek, itiraz açıklamaları yaptı.  Bahçeli itiraz etmesine itiraz etti ama MHP Genel Merkez Avukatı Yücel Bulut, Twitter’dan yaptığı açıklamada, “MHP Genel Merkezi; 19 Haziran 2016 tarihli ‘olağanüstü genel kurula ilişkin olarak yargı yoluna başvurmayacaktır!” ifadesini kullandı.  Gerçekten delege sayıları açıklandığı gibi doğru değilse, kurultayda hukuksuzluk varsa neden yargıya gitmiyorsunuz Sayın Bahçeli...  Yargıya gidin, kurultay iptal edilsin ve bir türlü bırakamadığınız koltuk size kalsın…
Şimdi MHP camiasında merak edilen konu, muhalif kanadın yanında oldukları için görevden alınan ve boyunlarına hain yaftası asılan başkanlara,  atanmışların ne diyeceği.  Eski MHP Kırklareli İl Başkanı Kürşad Yamaner bu konuda şu açıklamayı yaptı; “ Herkesten  geleceğe dair doğru öngörü bekleyemezsiniz. Bazıları büyük resim yerine küçük resme bakar ve göremez. Biz bize hain yaftası asan kardeşlerimizi de kucaklayacağız. Onların doğru düşünemedikleri için yanılgı içine düştüklerini biliyoruz. Hatalı olduklarını gördüler. Her ne olursa olsun ülkücü ülkücünün kardeşidir.” dedi. 
Şimdi gözler 10 Temmuz’da yapılacak olan MHP Genel Başkanlık seçimine çevrildi. 10 Temmuz’da ki seçim sonucu,  en başından beri iddia ettiğim üzere, MHP ile birlikte ülke siyasetinin de dönüm noktası olacaktır. Bu seçim siyasetin dengelerini değiştirecektir. Bence bu değişim ülke inansının menfaatine  olacaktır.





19 Haziran 2016 Pazar

Yamaner; “MHP’de Yeni Bir Dönem Başladı”


MHP Eski Kırklareli İl Başkanı Kürşad Yamaner;  “MHP Genel Merkezi yönetimi  3/2 çoğunlukla yetkilerini kaybetmiştir. Bundan sonra ki süreçte yapılacak seçimin ardından  yeni bir dönem başlayacak ve MHP yeni Genel Başkanıyla iktidara yürüyecektir.”

Faruk CEYLAN
MHP 6. Olağanüstü Tüzük  Kurultayı sona erdi. 1148  Delegeden 837 Delegenin Noter huzurunda  katıldığı Kurultayda elde edilen 3/2 çoğunlukla Mevcut Genel Merkez Yönetimi,  İl ve İlçelere  atama ile getirilen Başkan ve Yönetimlerinin de geçerliliğini yitirdiği, eski MHP İl Başkanı Kürşad Yamaner'den öğrenildi.
Yamaner,  kendisine Protokolde yer ayrılmasına rağmen  Kurultaya katılmayan Devlet Bahçeli'nin Genel Merkezden katılım sayılarının yeterli olmadığını açıklayarak ısrarla kafa karıştırma çabalarının beyhude olduğunu, noterin,  Devlet Bahçeli'nin iddialarını resmi olarak çürüttüğünü söyledi.
Tüzük Kurultayında 13 Tüzük maddesinin  değiştiğini de belirten Kürşad Yamaner, partiden ihraç edilen ve şu anda hayatta olmayan bir milletvekilinin   hakkının manevi şahsında  iade edildiğini kendisi ile  yaptığımız telefon görüşmesinde açıkladı.
Şimdi süreç 10 Temmuzda yapılacak Genel Başkanlık  seçimi ile devam edecek. Seçim sonrası MHP'de yeni bir dönemin  başlayacağı Tüzük Kurultayına  gelen 3/2 delegenin   katılımıyla tespit edildiğini de belirten Yamner, MHP’nin yeni Genel Başkanıyla iktidara yürüyeceğini söyledi.



SON DAKİKA HABERİ - MHP KURULTAYINDA YETERLİ DELEGE SAYISI SAĞLANDI




MHP ESKİ KIRKLARELİ İl BAŞKANI
KÜRŞAD YAMANER KURULTAY
SALONUNDA
 

Eski MHP İl Başkanı Kürşad Yamaner, MHP Kurultayı ile ilgili Telefonla yaptığı Açıklamada, ülkücülerin kenetlendiğini ve coşkunun büyük olduğunu söyledi

MHP'de muhalif adayların parti tüzüğünü değiştirmek için toplanması sürüyor. Salon içi ve dışında yoğun güvenlik önlemlerinin  alındığı, Partililerin salona girmek için uzun kuyruklar oluşturduğu, eski MHP Kırklareli İl Başkanı Kürşad Yamaner ve eski Merkez İlçe Başkanı Mesut Şalk’la yaptığımız telefon görüşmesinden öğrenildi.
KÜRŞAD YAMANER KURULTAY
SALONUNDAN SELAM GÖNDERDİ
Kendileri ile telefon irtibatı kurduğumuz eski MHP İl Başkanı Yamaner ve eski Merkez İlçe Başkanı Mesut Şalk; MHP'nin 6. Olağanüstü Büyük Kongresi öncesi Söğütözü'ndeki Anadolu Otel'de delegelerle biraraya gelen MHP Genel Başkan Adayı Sinan Oğan’ın, kongreyle ilgili yaptığı konuşmada;  “Görüldüğü gibi kongre heyecanını bütün ülkücüler yaşıyor. Biraz önce havaalanı yanındaki Büyük Anadolu Oteldeydim. Bütün delegelerimiz oradaydı.  Delegelerimizde  büyük bir coşku var. Ülkücülere yakışır, centilmenlik içinde  bir kongre yapacağız” ifadelerini kullandığını söylediler.
Kürşad Yamaner, Sinan Oğan’ın , Kongre için yeterli sayıya ulaşıldığını da belirttiğini de yapılan bu açıklamalara ekledi.

ESKİ MHP İLÇE BAŞKANI MESUT ŞALK
KURULTRAY SELFİSİ YAPARAK  GAZETEMİZLE
PAYLAŞTI
Eski İl Başkanı Kürşad Yamaner ve Mesut Şalk, Kırklareli delegelerin tamamı ile Kurultay salonuna  ulaştıklarını belirttiler. Yamaner;  “Kırklareli olarak firesiz buradayız. İlk günde de  bu günde kararlı duruşumuzun arkasındayız.  Ben ve arkadaşlarım bu sebeple 19 Haziran’da kurultayımıza iştirak ettik.
Bizler hareketi bir bütün olarak büyük hedeflere taşıma iddiasındayız. Vazgeçilecek tek bir ülküdaşımız olmadığı şuuruyla hareket ederek bu gün  yapılacak tüzük kurultayımıza bütün ülküdaşlarımızı davet ettik.
Sürecin başından bu yana onlarca il ve ilçe görevden alınmıştır. Ülkücüler birbirine düşman edilmekte, farklı zeminlerde ölçüsüz sözler ülküdaşlık hukukunu zedelemektedir. Bu durum Milliyetçi Hareket Partisi için, dahada önemlisi Türkiye için sürdürülebilir değildir.
Artık ülkücü irade ile inatlaşmaktan, ülkücüyü ülkücüye düşman etmekten vaz geçilmelidir. Bu duygu ve düşüncelerimle  inanıyorum ki Kurultayımız Türk demokrasi tarihinin en şanlı mücadelelerinden birinin zaferi  olacak, imza veren vermeyen bütün ülküdaşlarımızla kucaklaşarak, her fikre, her adaya saygı içerisinde gerçekleşecektir. Tüzük kurultayımıza tüm dava arkadaşlarımızın eksiz  katılacağına inanıyorum. Çünkü bu gün karar günüdür, tavır günüdür. Bir duruş günüdür. Bu gün sağlanacak yüksek katılım, daha sonra gerçekleşecek seçimli kurultayımızın da sağlıklı geçmesinin teminatı olacaktır.

Bu gün Tarihin akışı değişecek ve artık hep birlikte yüzümüzü iç mücadelelerden ülkücü hareketin geleceğine  çevireceğiz.” dedi.

KURULTAYDAN İLK FOTOĞRAFLAR
MHP PINARHİSAR DELEGESİ ÜMİT ÇALIK VE
MHP DEMİRKÖY DELEGESİ EROL AKINCI  KURULTAYDA


18 Haziran 2016 Cumartesi

DEVLET BAHÇELİ ADAY OLMAYACAK!


Faruk CEYLAN
farukceylan39@gmaqil.com
Kırklareli Günlüğü
MHP Genel Başkan Adayı Ümit Özdağ, Ulusal Basında yaptığı açıklama ile Devlet Bahçeli'nin genel başkanlığa aday olmayacağını öne sürdü.

MHP'de genel başkanlığa  aday olan isimlerden Prof. Ümit Özdağ yaptığı açıklamada, "Sayın Bahçeli, Pazar günü
 Ankara'da toplanacak üst kurul delege sayısını gördükten sonra genel başkanlığa  aday olmayacaktır." dedi. Bence de  aday olup da rezil olmaktansa, olmamak en doğru karar olur.

Prof. Özdağ, 7 Haziran seçimlerini işaret ederek, "Eğer o tarihten 1 Kasım'a giden süreçte MHP ‘Hayırcı' bir yaklaşım sergilemeseydi, belki de çok farklı bir ortamda, çok farklı şeyleri konuşuyor olacaktık" ifadelerini kullandı.

KURULTAY BİLMECESİ  NASIL ÇÖZÜLECEK?

Tüzük kurultayı 19 Haziran'da mı (yarın)?  Yoksa Devlet Bahçeli’nin iddia ettiği gibi 10 Temmuz’'da mı yapılacak? MHP'nin tüzük kurultayı 19 Haziran'da (yarın) mahkemenin verdiği karar uyarınca gerçekleşecek. Sonra 10 Temmuz'da genel merkez tüzük değişikliği yapılıp üzerinden 15 günden fazla gün geçtiği için herhangi bir sıkıntı olmadan 10 Temmuz'da genel başkan seçimli kurultay yapılabilecek.

Devlet Bahçeli, “10 Temmuz'da
 sabah  tüzük değişikliğini öğleden sonra genel başkan seçimini yaparız. "  açıklamaları yapıyor. Yapamaz. Çünkü kurultayla yapılacak tüzük değişikliğinin yürürlüğe girmesi için Yargıtay Başsavcılığına bu değişikliğin verilmesi gerekiyor. Tüzük değişikliğinden sonra üst kurul delegeleri listesinin 15 gün de askıda kalma süresi var. Devlet Bahçeli’nin " Yargı kararına saygılıyız ama 19 Haziran'ı tanımıyoruz" ifadelerinin Hukuki bir dayanağı yok.  Yargı kararına saygıyla da hiç alakası yok. 
Yargı kararına göre Çağrı Heyeti  19 Haziran'da tüzük kurultayını  yapma kararı aldı. Buna göre  tüzük kurultayı yarın yapılacak ve MHP’de bir dönem sona ererken, yeni bir dönem başlayacak. Buda Türkiye’nin bir Hukuk Devleti olduğu gerçeğini bir kez daha ortaya koyacaktır.
Kurultaydan sonra MHP’de ve ülkede  toplum lehine önemli değişiklikler olacağı toplumun her kesiminin beklentisi haline  geldi. Dolayısı ile MHP Kurultay’ı sadece MHP'liler değil, MHP'li olmayanlar tarafından da çok önemseniyor.

Kurultayın toplum aleyhine bir kaos yaşanmadan yapılmasını;  vatana, millete hayırlı olmasını diliyorum.

16 Haziran 2016 Perşembe

İl Jandarma Komutanlığı yarışmasının birincileri ödüllerini aldı


Resim Yarışması birincisi  Çiçek Çakırel
birinciliklere  doymuyor. Çiçek objektiflere,
en büyük destekçisi olan  ailesi ile poz verdi
3.Sınıf Öğrencisi Çiçek Çakıreli’in Resim dalında  dördüncü birinciliğini  kazandığı yarışmanın birincileri,  ödüllerini  İl Jandarma Komutanı  Kıdemli Albay Selahattin Acara’nın elinden aldılar.

Faruk CEYLAN
Jandarma Teşkilatının 177. Kuruluş yılı dönümü tüm yurtta olduğu gibi Kırklareli’de de kutlandı. Atatürk anıtına çelenk sunumuyla başlayan kutlamalar, İl Jandama Komutanı  Kıdemli Albay Selahattin Acara ve beraberindekilerin Vali Esengül  Civelek’i ziyaretleriyle devam etti.
Kırklareli İl Jandarma Komutanlığın,  177.yıl etkinlikleri çerçevesinde açtığı Resim, Şiir ve Kompozisyon yarışmasında dereceye  giren öğrencileri, aileleriyle birlikte İl Jandarma Komutanlığında konuk etti.  Komutanlığın toplantı salonunda düzenlenen  ödül töreninde, İl Jandarma  Komutanı  Kıdemli Albay Selahattin Acara’a  yarışmada birinci olan öğrencilere ödüllerini vererek, öğrencilerle birlikte ailelerini ve okul idarecilerini de  tek tek kutladı.
Jandarma Komutanlığının  düzenlediği  yarışmanın resim dalı birinciliğini Atatürk İlk Öğretim Okulu,  3-A sınıfı öğrencisi Çiçek Çakırel, ikinciliği M.Kemal İlk Öğretim Okulu 3-D sınıfı öğrencisi  Beyza Altaş  ve üçüncülüğü de aynı okul ve aynı sınıf öğrencisi İrem Nur Gündüz kazandı.
Kompozisyon birincisi Ahsen Duran 
Şiir yarışmasında ; birinciliği Ahmet Mithat Orta Okulu 8-B sınıfı öğrencilerinden Aleyna Aygün, ikinciliği İstiklal Orta Okulu 8-D sınıfı öğrencilerinden Kübra Sena Şen ve üçüncülüğü de Mustafa Dalcalı Orta Okulu 5-B sınıfı öğrencilerinden Kadir Yiğit Akcan kazandı.
Kompozisyon yarışmasında ise;  birinciliği Fahri Kasap oğlu Orta Okulu 8-B sınıfından Ahsen Duran, ikinciliği Mustafa Dalcalı Orta Okulu 7-B öğrencilerinden Eylül Eşiyok ve üçüncülüğü de aynı okul ve aynı sınıf öğrencisi Ayşenur Atalay kazandı.  Yarışmada birinci olan öğrencilere ödüllerini veren  İl Jandarma Komutanı Selahattin Acara, öğrencilerle tek tek sohbet etti.  Jandarma Kıdemli Albay  Acara, öğrencilere  geleceğe dair nasihatlerde bulunarak medeni cesaretleri ve başarılarından dolayı kutladı.

ÖDÜL CANAVARI ÇİÇEK  ÇAKIREL DÖRDÜNCÜ BİRİNCİLİĞİNİ KAZANDI

Resim Yarışması birincisi Çiçek Çakırel
Şimdiye kadar  girdiği Resim yarışmalarının  tümünü  kazanan İlk Okul 3. Sınıf öğrencisi minik Çiçek Çakırel , Jandarma Komutanlığının 177. Kuruluş Yıldönümü sebebiyle  açtığı resim yarışmasında da birinci olarak dördüncü birinciliğini elde etti..  
Resim yarışmalarında adeta  birinciliklere abone olan Çiçek Çakırel için  herkes “Ödül canavarı Çiçek.” diyor.  Birinciliklere doymayan minik Çiçek’in birinci olan eseri,  törene katılanlar tarafından da  diğer yarışmacı arkadaşlarına göre daha profesyonel  bulundu.

Daha önce;  Turizm Haftası, 23 Nisan Bayramı, Trafik Haftası resim yarışmalarında  birinci olan Çiçek Çakır’el  bu yarışmayla dördüncü birinciliğini elde ederek birinciliği yine kimseye kaptırmadı. 
Şiir yarışması birincisi Aleyna Aygün





15 Haziran 2016 Çarşamba

PKK’NIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

DOĞRUCU DAVUT

Ülkemizde öyle olaylar yaşanıyor ki hangi tarafa baksak, hangi konuyu açsak, kiminle  konuşsak, aynı şeyler söyleniyor. Nereye gidiyoruz? Bunun sonu ne olacak? Çare ne? Bozuk olan moralinizi daha fazla bozmak istemiyorum. Çevremizdeki yakınlarımız ve arkadaşlarımız ile gündemi yaşamamak için gündemden kaçmaya günceli konuşmamaya çalışıyoruz ama nafile. İnsan düşünen varlık olduğu için ne kadar kaçarsan kaç ülkemizin içine düştüğü bu olumsuz durum beynimizi oyuyor, moralimizi bozuyor. Ne iş yaparsanız yapın ister istemez ülkemizin içine düştüğü bu vahim durum insanın davranışlarını ve ruh halini etkiliyor.
  Çare nedir?  Dere geçerken at değiştirilmez demiş atalarımız. Bugünkü siyasi iktidarı beğensek de beğenmesek de  terör ile mücadelelerini desteklememiz gerektiğine inanıyorum. AKP şöyleydi böyleydi yanlış politikalar uyguladı, çözüm süreci yanlıştı, kandırıldık gibi mazeretlerini inanmasak bile gün bugündür iktidarın terörle mücadelesini destek vermeliyiz.
İŞİMİZ ZOR

Lozan Antlaşması'yla bugünkü sınırlarımız ile devlet olarak varlığımız kabul edildiğinde bize söylenen sözlerin ne manaya geldiğini bugün daha iyi anlamanın zamanıdır diye düşünüyorum.  1950 de  çok partili hayata geçtik.  DP iktidarı yeni bir kalkınma modeli ile iyi neticeler almaya başladı. Emperyal Güçler hemen karar verdi. Bu hızla gidilirse Türkiye Cumhuriyeti bizi dinlemez bize rakip olur. Kalkınmayı engellemek için anarşi ortamı yaratılmalıydı  ve yaratıldı, Sonuç ? 27 Mayıs 1960 İhtilali. 10 sene süren kalkınma süreci böylece sona erdi ve askeri darbe yeni bir siyasi oluşum doğurdu.  CHP aynı kaldı, Demokrat Parti Adalet Partisi AP oldu. Siyasi arayışlar ile boşa geçen zaman 1967 yılında Adalet Partisi tek başına iktidar, yeniden toparlanma yeni bir atılım.  Çok geçmeden emperyal güçler devrede, 1968 dünya gençlik hareketlerinin ülkemize sıçraması. Bu sefer de gençlerimizin kışkırtılması ile ortaya çıkan anarşik ortam.  Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı, Kızıldere baskını. Sonuç 12 Mart 1971 askeri müdahalesi ile tek başına Adalet Partisi'nin iktidarına son verilmesi ve ardından gelen 1973 seçimleri ve koalisyon idareleri.  Muhtıra ile yaratılan siyasi istikrarsızlık peş peşe gelen milliyetçi cephe hükümetleri ve gençlik hareketleri ile anarşik ortamın yaratılması. Beş bine yakın gencimizin sağ sol çatışmalarından kaybedilmesi.  Türkiye üzerinde Batı emperyalizminin oynadığı oyunları göremeyen siyasi yapı ve iktidarlar. İki Lider Ecevit ile Süleyman Demirel'in anlaşamama sonucunda gelinen nokta. Yine ihtilal yine demokrasiye müdahale yine kalkınmaya darbe.  Seneler 12 Eylül 1980 Kenan Evren darbesi diye anılan askeri ihtilal, kaybedilen zaman kayıp zamandan sonra yine kalkınma başladı. Derlenip toparlanmaya başlayan Türkiye Cumhuriyeti ve bu başarıdan korkan çıkarlarına uygun görmeyen aynı güçler bu sefer ülkemize Kürt meselesini  beraberinde PKK'yı çıkarttı 1984 Şemdinli Eruh baskını ile başlayan PKK  ayaklanma ve saldırıları halen devam etmekte amaçları Türkiye'yi parçalamak ve Lozan’ın intikamını almak. Sabırlı ve kararlı olmamız gerektiği kanaatindeyim.

Melike Albayrak Beldesinin ve Kırklareli’nin Gururu oldu

Tribün
Faruk CEYLAN
farukceylan39@gmaqil.com

12.06.2016 Tarihinde Afyon da düzenlenen Türkiye Güreş Federasyonu Bayan Minder Güreş Turnuvasında, Büyükmandıralı sporcu Melike Albayrak  62 Kiloda Türkiye Birincisi oldu.
Osmanlı Saray Pehlivanı Şamdancı Kara İbo’nun yetiştiği, yiğidin harman olduğu Güreş Beldesinden  bir Bayan güreşçinin çıkıp Türkiye şampiyonu olması Beldede ve Kırklareli’de sevinç yarattı.
Türkiye Şampiyonu olarak adı gibi bayraklaşan ve  Kırklareli’nin gururu olan Melike Albayrak’ın ilk ziyaretçisi Büyükmandıra’nın sevilen ve çalışkan Belediye Başkanı Sertaç Balyemez oldu. Türkiye Şampiyonu Melike Albayrak’ı evinde ziyaret ederek kutlayan Başkan Sertaç Balyemez; “Türkiye Şampiyonu olan  Beldemizle birlikte tüm  Kırklareli’yi   gururlandıran Melike Albayrak'ı  ve ailesini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum. Büyükmandıra Belediyesi olarak Melike’ye her türlü desteği vermeye hazırız.” dedi.ve
Bizde Melike Albayrak kardeşimizi kutluyor,  kendisine Avrupa ve Dünya çapında başarılar diliyoruz.
HAYDİ ASLANLAR SİZ ZORU SEVERSİNİZ!
En son Avrupa Şampiyonasına da  Fatih Terim'le katılan ve üçüncülük elde ederek tarihi bir başarıya imza atan  A Milli takımımız, grup maçlarında dönem dönem sıkıntılı günler geçirmiş ama  akıl almaz bir dirençle mücadele ederek zoru başarmış ve   Avrupa Şampiyonası  Euro 29016'ya katılma hakkını elde etmişti.
Fransa'daki Avrupa Futbol Şampiyonasına katılma hakkını elde eden Millilerimiz, ilk maçını Hırvatlara kaybederek grup maçlarına kötü başladı.  A Milli Takımımız  ikinci sınavını son şampiyon  İspanya’ya karşı verecek. Zoru başarmayı seven Millilerimiz gruptan çıkma şansını sürdürebilmesi için İspanya’yı yenmek zorunda.  D Grubunda mücadele eden Ay yıldızlı ekibimizin,  İspanya’dan sonraki rakibi Çek Cumhuriyeti.

İspanya maçı öncesi tüm Türkiye ayakta ve İspanya maçından gelecek  galibiyet haberini bekliyor, Millilerimizin galip geleceğine  gönülden inanıyorlar. Bizde inanıyor ve başarılar diliyoruz. Milletçe dualarımız Milliler için olsun. 

Pazar Günü Tarihi bir gün olacak!


Kırklareli Günlüğü
Faruk CEYLAN
farukceylan39@gmail.com

Gözler Milliyetçi Hareket Partisinin Pazar günü yapılacak olan Tüzük kongresine çevrildi. Partili partisiz herkes yargının kararını verdiğini ve kongrenin bu defa  yapılacağını biliyor ama  bu kongrenin de Gemerek’ten çıkarılan kararla engellendiği gibi  yeni bir karar ile tekrar engellenir mi sorusunu sormadan edemiyor.
Herkes heyecanla Pazar gününü bekliyor. Çünkü Milliyetçi Hareket Parti Kongresi memleket meselesi haline geldi. Neden? MHP’nin mevcut yönetimi iş başında kalırsa;  Ak Parti, bu yönetimle seçime girecek olan MHP’yi yok edecek. MHP Baraj altında kalacak.  Olağanüstü kongre yapılarak MHP yönetimi değişirse, MHP halkın umudu olacak.  İşte sorunun cevabı bu. Zira yapılan tüm kamuoyu yoklamalarının sonucu böyle. İktidarın Başkanlık hayali amacına ulaşamayacak. Ak Parti ciddi anlamda kan kaybedecek, 17/25 Aralık dosyaları açılacak. Sonra ne olacak? Yargı safhaları başlayacak…
MHP’nin mevcut yönetiminin de bunları bildiğini varsayarak, partilerinin baraj altına gitmesine nasıl izin verdiklerini kimse anlayamıyor. Şahsen bende.  MHP üst kurul delegeleri gidişatın şuurunda. Bu yüzden son dakikaya kadar  Bahçeli’nin yanında olanlar bile Bahçeli’nin inadından vaz geçmesini istiyor. MHP Milletvekilleri de aklın yolunun bir olduğunda birleşerek bu inattan vaz geçilmesi için Devlet Bahçeli ile görüştükleri basında yer alıyor.
Yargı kararına  rağmen, Devlet Bahçeli ve ekibi yargıya saygılı olduklarını belirterek inatla; “Seçimli Kongre 10 Temmuz’da yapılacak. Başka bir  tarih kabul etmeyiz.” diyor. Muhalifler; “Yargı karar verdi. Kongre 19 Haziran’da yapılacak. Hiçbir güç bunu engelleyemez.” diyor.
Bence 19 Haziran Pazar günü ülke için siyasal bir dönüm noktası, Devlet Bahçeli için de siyaset döneminin sona ereceği  gün olacak gibi gözüküyor. Tabi ki bu kongrenin yapılmasını da engelleyecek bir gerekçe bulunmazsa. Bulunursa ne olu?   Sizce ne olur bilemiyorum ama  ben ne olacağını kestiremiyorum…




VİCDAN FELCİNE UĞRAMIŞIZ!

Kırklareli Haberci

Faruk CEYLAN
farukceylan39@gmail.com
İnternette bir video izledim, inanın kanım dondu. Bir genç kurgu gereği; cüzdanını kaybettiğini, karnının  çok aç olduğunu söyleyerek,  seyyar  yemek satıcılarının  bulunduğu yerlerde  yemek yiyen onlarca kişiden  yedikleri yemekten bir parçasını kendisine vermelerini istiyor. Hiç kimse yediği yemekten bir parça vermediği gibi bir çoğu gencin arkasından küfürler savuruyor.
Akıl alacak gibi değil gerçekten. Aç bir insana yediğiniz ekmekten bir parça vermiyorsunuz üstelik kovarak küfrediyorsunuz. Tabi ki hikaye  bununla bitmiyor. Bu arada bir başka genç elinde pizza kutusu ile bir dilencinin yanına gidiyor ve kutuyu önüne bırakıp uzaklaşıyor. Dilenci kutuyu açtığında sıcacık pizzayı iştahla yemeye başlıyor. Aç olduğu için yemek yiyenlerden yemek isteyen genç bu defa pizza yiyen dilencinin yanına oturup; cüzdanını kaybettiğini bu yüzden   karnının çok aç olduğunu söyleyerek, dilenciden  yemeğini kendisiyle  paylaşmasını istiyor. Dilenci tereddüt etmeden  gence bir parça pizza uzatıyor. Genç uzatılan pizzayı yedikten sonra kalkıyor, giderken de dilencinin önüne bir miktar para bırakıyor. Dilenci gencin arkasından ağlamaya başlıyor.
İşte bu videoyu izledikten sonra ister istemez,  biz Türk insanı olarak ne ara bu kadar vicdansız olduk diye düşünmekten kendimi alamdım.  Aklıma, toplumun vicdan felcine uğradığını savunan, bu konuda bilimsel ve dini kaynakları kullanarak vicdansızlığın ciddi bir hastalık olduğunu; bu hastalığın tedavisinin de Kuran ayetlerinde saklı olduğunu savunan İsmet Yenigün abi geldi.  İsmet abi yüzlerce kitap ve kaynak devirmiş, bir çok bilim adamı ile irtibata geçerek Vicdan felci konusunda önemli araştırmalar yapıp, Üniversitelerde vicdanoloji kürsüsü kurulması için çalışan bir abi. Bu abi  konu ile ilgili yurt dışından büyük destek bulmuş. Çalışmaları devam ediyor.
Ben bu videoyu izledikten sonra İsmet Yenigün abiyi haklı bularak  toplumun vicdan felcine uğradığına tamamiyle inandım. Nereden nereye; Komşusu aç iken tok yatmayan ecdadın torunları bu gün bir   parça ekmeği aç olan biriyle paylaşmayacak hale gelmiş. Hırs, ihtiras, para ve iman zayıflığı  insanımızı  kör  ve vicdansız hale getirmiş.

Acaba ülkemiz  neden dürüst fakirler, aç gözlü zenginler ülkesi oldu?